Kayıtlar

Mourinho'nun Kayseri Ziyareti

En guzel yorumlardan birisi yahoo.sport'tan gelmis: "The normally prickly Mourinho killed Manchester United with kindness in the round of 16 and seems intent on doing the same to Galatasaray. If he spends both legs of the quarter finals simultaneously distracting Sneijder with two-handed waves and endlessly hugging Terim, they won't stand a chance."

"41"

Resim
Zafer'in "9"undaki sapkali Loeb fotografina sapkali Friedel fotografi ile yanit vermek isterdim ama Friedel'in sapkali fotografini bulamadim. Sanki Galatasaray'da oynarken sapka giydigi maclar olmustu ama Friedel'in 41 yasinda oldugunu dusunursek o kadar eski fotograflara ulasamamam normal olmali. Adam 41 yasina gelmis, takimi Fransa milli takim kaptani Hugo Lloris'i transfer etmis ama Chelsea macinda yine de kaleye Friedel'i koymuslar. Bizse Rustu'yu zorla emekli ediyoruz. Hem de yabanci kontenjanini McGregor ile doldurarak. Bundan 3 yil 2 gun once (O haftaki rakip yine Chelsea, fakat Friedel Aston Villa formasi giyiyormus) Friedel'le ilgili bir yazi koymusum buraya , sonunu da darisi Rustu'nun basina diyerek bitirmisim. Ama anlasilan benim kalbim temiz degilmis ki temennim gerceklesmemis. Aman neyse, Turk futboluyla ilgili temiz olmayan tek sey benim kalbim olsun da, ...

"9"

Resim
Sebastien Loeb; büyüksün reyis! Sapkayi sen degil biz cikaralim!

Lucas sakatlandı

Resim
Bekham yine bir akıma öncülük etti. Futbolu, saçları, imaji derken şimdi de sakatlığı... MSU'nun yıldızı Kalin Lucas Maryland maçında aşil tendonunu yirtti. New Mexico maçında sağ ayak bileğinden sakatlanınca endişelenmiştik. Yine de Maryland maçında oynayabilir durumdaydı. Ilk yarının bitimine yakın turnikeye girip sayi yaptiktan sonra bileğini tutunca önce sakatlığının nüksettiğini zannettik. Fakat diğer bilegini tutuyordu ve aşil tendonunu yırttığı söylendi. Lucas'ın yırtılan aşil tendonu MSU'nun kupaya sıçramasını engelleyecek mi göreceğiz MSU maça Lucas'sız devam etti. Summers'in performansı (26 sayi, 6/8 üçlük isabeti) farkın kapanmasını engellese de Summers da faul problemine girince sahada top taşıyabilecek sadece bir adam kaldi ve MSU Maryland'ın tam saha baskısına yanıt veremedi. 10 sayilik fark 1 dakikanın altında bir sürede eridi. Yedek oyun kurucu Lucious'un son saniye üçlüğü maçı MSU lehine çevirdi ama MSU'nun Lucas'sız ne kadar zorlana...

One night of Queen

Resim
Freddie olunmaz, Freddie doğulur! Ama Gary Müllen yine de iyi bir performans sergiliyor Bilen biliyordur "One night of Queen" diye bir grup var. Turneler düzenleyip Queen şarkılarını Freddie Mercury'i taklit ederek söylemeye çalışıyorlar. Dün East Lansıng'de düzenledikleri konsere gitme şansı buldum ve doğrusu kendilerini başarılı buldum. Bu tür taklitler kanaatimce zordur, zira insanlar taklidi kaçınılmaz olarak orijinalle karşılaştırır ve dolayısıyla az da olsa hayal kırıklığına uğrarlar. Ama bence bu grubun avantajı Freddie Mercury'i taklit etmeye çalışmaları. Freddie Mercury çıtayı o kadar yükseltmiştir ki, zaten konsere giderken Freddie Mercury'nın taklit edilemeyeceğini bilirsiniz. Bu beklentiyle gidince Gary Mullen'ın etkileyici performansını beğeniyorsunuz. Haliyle Freddie Mercury konseri gibi olmuyor ama Mullen sesini çok iyi kullanıyor ve sahne performansi da oldukca başarılı. Maradona'yi geçmek bu kupayı öpmeden pek mümkün gözükmüyor Arjant...

"Adın ne?"

Bir insana ismini sormak neden zordur ya da neden akla gelmez bir şeydir? Açayım ... Bursaspor'un sezon başında takıma kattığı Arjantinli oyuncu Pablo Martin Batalla'nın isminin nasıl telafuz edildiği sezon başından beri spor yazarlarını ve spikerlerini çok uğraştırıyor. Zaten işleri başlarından aşkın insanlar, uğraşacak başka bir şeyleri yokmuş gibi bir de bu konuya takıyorlar. Pablo ve Martin kısımlarında henüz kimsenin bir sorunu yok. Ancak son kısımda kimisi "Bataja" kimisi "Bataya" diyor. Her iki tarafın da İspanyolcayı bilen tanıdıkları olması da biraz garip! Bu isim sorunu aslında Batalla ile başlayan bir sorun değil. "Hagi" mi "Haci" mi, "Moşe" mi "Moşeu" mu, "Tello" mu "Teyo" mu ... diye soruluyordu eskiden. Sağolsun "Batalla" da dil bilimci arkadaşları olanları araştırmaya itti. Ancak sezon başından beri yapılan araştırmalarda bir sonuca veya bir mutabakata varabilmiş değiller. ...

Obama Futbol Yorumcusu Olursa...

Resim
"Chealsea's got great players, Inter's got a great coach. And I think that makes the difference!" Inter chealsea maci ardindan. "Fenerbahce's got great amount of money, Galatasaray's got a great transfer president. And I think that makes the difference!" Keita ve Elano transferleri ardindan Ustunel'i degerlendirirken. " United's got a great player and a great coach, Milan's got nothing. And I think that makes the difference!" ManU-Milan macini yorumlarken

Mart Deliligi ve Neden Oldugu Akil Oyunlari

Resim
Bir mart ayi ve onun tetikledigi bir ‘Mart Deliligi” daha geldi. Kolej basketbolu sezonunda ilk 64 sirayi alan takimlarin yer aldigi elemeli maclar basladi. Kolej basketbolu deyip gecmemek lazim. Gozlemledigim kadariyla bircok kisi icin NBA’den daha onemli bir olay bu. Iskolik sayabilecegimiz danisman hocamdan bolum sekreterine, hatta bolumu ziyarete gelen baska akademisyenlere kadar herkesle turnuvadaki tahminleri uzerine konusabilirsiniz. Malum meshur tahmin tablosu (Bracket) cikarma olayi bu turnuva icin yapiliyor. Obama da sagolsun her sene yapar. Bu seneki icin bu baglantidaki siteye bir goz atmaniz yeterli. Konuyu dogal olarak Michigan State Universitesi’ne getirecegim. Sirf Evan Turner var diye Ohio State’den ya da en buyuk favori oldugu icin Kanasa’tan bahsedecek degilim. Nihayetinde damarimi kesseniz kanim yesil beyaz akar ve ne olursa olsun bendeki gundem her zaman MSU Spartans’tir. Evan turner, Ohio state Gundem Spartans ama turnuva oncesi durum cok parlak degil g...

Hosgeldin sarkisi

Resim
Zafer'e askerden hos geldin diyor ve Hakan Tasiyan'dan su sarkiyi hediye ediyoruz: yine mi atamadın abandın sadece gözündeki yaşlar çiğ gibi yağar yedek kulübesinde güiza golleri gibiyim hiç santra yaşamadım ya vurmayı bilmedim altıpasta ya ofsayta takıldım şimdi delicesine gol atmak istesem bile cenabetlik üstümde bu da mı gol değil be! güiza golleri gibiyim istikrar yaşamadım ya topu alamadım yıllarca ya vurmakta geç kaldım kaynak: http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=18343370

Sende mi Schumi?

Resim
Hadi bu rüyaydı! Bu ne şimdi?

You give love a bad name

Resim
Sorsan kendilerine taraftar deyip, takımlarını çok sevdiklerini söylerler. Ben de bu taraftar sevgisini Bon Jovi'ye sorunca bana şu bağlantıdaki şarkısını dinlememi söyledi. Şarkıdan bir bölüm: ... Oh! You're a loaded gun, yeah Oh! There's nowhere to run No one can save me The damage is done I play my part and you play your game You give love a bad name Hey, you give love a bad name

Soğuk Savaş'ın Ardından

Resim
Soğuk Savaş 6 Ekim 2001'de son buldu. Michigan State, University of Michigan ile arasındaki rekabetin büyüklüğünü göz önüne alarak, rakibine karşı kendi evinde oynayacağı maçı 7000 kişilik buz hokeyi salonu yerine 75000 kişilik amerikan futbol sahasına taşıyınca bir buz hokeyi maçındaki seyirci rekorunu kırmış oldu o tarihte. 3-3 sonlanan o maç, buz hokeyindeki "Soğuk Savaş" olarak adlandırılır. Soğuk savaş dönemi bitti bitmesine ama rekabet hala devam etmekte. 3 kere şampiyonluk yaşayan (sonuncusu 2007'de) MSU Spartans, bu hafta 2 gün içersinde ezeli rakibi U-M Wolverines (5 şampiyonluk) ile 2 kere karşılaştı ve iki maçtan da galip ayrıldı (13 Kasım'da deplasmanda 3-2, 14 Kasım'da kendi evinde 2-0). Anlaşılan soğuk savaşın ardından oluşan yeni dönem bazılarına pek yaramamış: " Losers !!!"

Sex is back in rock and roll!

Resim
Geçenlerde Sting'in (Police) King of Pain şarksını Alanis Morissette'den dinlemek için Youtube'da arama yapıyordum. Şarkının ismini "Queen of Pain" olarak yazınca umduğumdan farklı şeyler de buldum. Karşıma Devil-Doll ismini kullanan Colleen Duffy isimli Amerikalı bir şarkıcı çıktı. Dinlediğim birkaç şarkısı hoşuma gidince internet sitesini ziyaret ettim ve su iddaalı demeciyle karşılaştım: Colleen Duffy created Devil Doll one late, smoky evening, many blue moons ago with the mission of putting sex back into rock and roll. Deciding that the world of music had not heard the truth since Joan Jett and Jonny Cash, and hadn't blushed since Mae West, she grabbed her bass, a microphine and hit "record." Bu hedefine ulaŞmada ne kadar başarılıi olabilir henüz kestiremiyorum ama bazı şarkıları dinlemeye değer bence. Mesela Bourbon in your eyes isimli şarkısı. İlgilenenler için sitesinin adresi ise şu : www.devil-doll.com

"Taco" demiştik!

Resim
Tribün organizasyoları denince buradaki seyirciler haliyle 3 büyüklerin tribünleriyle karşılaştırılamaz ama yine de kendilerince artıları var. Gözlemlerime göre sadık ve coşkulular, işi ciddiye alıyorlar ve her maça düzenli olarak gelen azımsanmayacak bir orkestraları bile var. Burada hoşuma giden şeylerden birisi, ilk 5lerin anonsu sırasında, rakip oyuncuların ismi anons edilirken tüm Izzone'nun gazete okur gibi yapıyor (maç öncesinde bu olay için gazete şeklinde hazırlanmış maç bültenleri dağıtılıyor) olması. Rakip oyuncu anons edilince hep bir ağızdan "Who cares" deniliyor, gazeteler katlanıyor ve bizim takımın sıradaki oyuncusunun isminin anaons edilmesi beklenirken "ooooooooo" sesleri yükseliyor ve "sabit halay" (kelime bulamadım kusura bakmayın) çekiliyor. Geçen maça dönersek, bizimkiler maçta 68'e ulaşınca birden tüm seyirciler hep bir ağızdan "We want taco" diye bağırmaya başladılar. Ben şaşkın bakışlarla etrafı süzerken yanımdaki...

We want taco!

Resim
Nihayet Kolej basketbol sezonunu bu cuma açtık. MSU Spartans kendi evinde Florida GulfCoast'u ağırladı ve sezonun ilk resmi maçında zayıf rakibini 97-58 yendi. Umarım hayatımda ilk defa aldığım sezonluk bilet Spartans'a uğurlu gelir ve böyle galibiyetleri sıklıkla görürüz. Maç ile ilgili söylenecek fazla bir şey yok. Geçen sene (biraz süpriz de sayılsa) final oynayan takımdan çok fazla bir kayıp olmadı ve genç kadro biraz daha tecrübelendi. Rakip de zayıf olunca ortaya MSU için kolay bir maç çıktı. Benim burada asıl değinmek istediklerim ise tribünler ve organizasyonla ilgili bazı gözlemlerim. MSU'nun basketbol salonu Breslin Arena'ya adım atar atmaz kapasiteyi yuvarlak hesap yaparak hesapladim. Gerçek kapasite olan 16280 (wiki) benim tahminime (15000) oldukça yakın sayılır. Salonun kapasitesinin Abdi İpekçi'ninkinden (12500) büyük olduğu ve her seyirciden önemli miktarda gelir elde edildiği düşünülürse (bilet fiyatları 13, 22 ve 30 dolar) durum bırakın bizim üniver...

Reklamlar

Resim
Beyaz ve Erdal Özyağcılar'ın oynadığı banka reklamında Erdal Abi sorar: "Issız bir adaya düşsen yanına alacağın üç şey ne olurdu?" Beyaz da verir cevabı: "Nüfus cüzdanım, TC kimlik numaram ve cep telefonum." Özetle bir cep telefonuyla anında kredi talebinde bulunabileceğimizi anlatmaya çalışmışlar reklamda. Ancak bunu yaparken çok basit birkaç mantık hatası yapıp ıssız adadaki adamın üç dilek hakkından birini heba etmişler. Nüfus cüzdanlarının üzerinde zaten TC kimlik numarası da yazar. Ha Beyaz'ınki eski diyelim, o zaman sadece TC kimlik numarası yetmiyor mu? Kimliğe ne gerek var ki? Bir de TC kimlik numarası yanında götürebileceğin türden bir şey değildir ki! Tartışılır. Yakışıklılığıyla dünyaya (özellikle Arabistan) Kıvanç Abimizi uzun zamandır bir şampuan reklamında izliyoruz. Kendisi meslek olarak oyunculuğu, özel hayatında da dans etmeyi, kumsalda koşmayı ve basketbol oynamayı seçmiş. Tabi bir de kullandığı şampuanı seçmiş. İçerik olarak ürünün daha ön...

He is crazy like a fool... He is Harry, Harry Kewell

Resim
Geçenlerde yine seyredemediğim bir maçın gollerini youtube'dan izliyordum. Kewell Ali Sami Yen'de bir gol daha atmıştı. Bucaspor maçıydı sanırım. Gol çok önemli değil de, dikkatimi çeken şey Kewell'ın gol atmasından sonra çalan şarkının farklı olmasıydı (bkz Daddy Cool). Ekşisözlük'ten işin aslını öğrendim. Öğrendiğim bir başka şey ise Harry Kewell'ın bu kadar seveni olduğu. Akıllara ziyan yourmlar var, bakmanızı tavsiye ederim. Neyse, sonra şöyle bir site karşıma çıktı: http://www.fanchants.com/ Bu sitede, önde gelen Britanya takımlarının tezahüratlarını dinleyebiliyorsunuz. Hoşuma gitti. Aşağıdaki sözler MANUlular tarafından City'lilere "Hamşerim, sen İstanbul'a UEFA finali için biraz zor gidersin," anlamında söylenen tezahaüratın sözleri. Kendisini sitede dinleyebilirsiniz: Istanbul Istanbul they're not going, Istanbul Istanbul they lied, Istanbul Istanbul they're not going, They're not going cause they're f*cking s*ite! Bu tr...

Kim bunlar? (2)

"Kim bunlar?" diye sorduğum soru aslında sadece futbolcular için geçerli değil. Benzer şekilde, futbolumuzda senelerdir yer işgal eden teknik adamlar da oldukça fazla sayıdalar. İşler kötü gittiğinde tek çare olarak görülen teknik direktörü görevden alma geleneğini yerine getiren yönetimler, hemen her seferinde "tecrübeli" olduğu için bu "fazla sayıdaki" teknik adamlara sarılınca olay bir kısır döngüye dönüşüyor. Teknik direktörden değil ama teknik direktör değişikliğinden dolayı en fazla 5 maç ciddi puanlar toplayıp sonrasında takım tekrar kaybetmeye başlayınca yönetim sarılacak başka bir yılan buluyor... Bu dinamik böyle devam ederken olan yine futbolumuza oluyor. Üretilen bir şey yok! Bu teknik direktörlerin derdi yok zaten; takım bulamazlarsa bir kanal bulup "engin tecrübelerini" birkaç cesur yorumla birleştirip bunu paraya dönüştürüyorlar. Nasıl olsa denize düşen çok olur, bunlar da takım takım gezmeye devam ederler. Futbolcular için sorduğu...

Kim bunlar?

SORU: Bir futbolcunun hedefi ne olabilir? CEVAP: Futbola yeni başlayan bir çocuğun hedefi bir gün profesyonel bir futbolcu olup, sonrasında iyi bir takımda oynayabilmektir. Çocuk büyüyüp genç bir futbolcu olunca hedefi de büyür, daha büyük bir takımda oynayıp milli takıma girebilmek için çalışır. Büyük takımlarda oynamaya başlayan futbolcu ise şampiyon olmak ve Avrupa'da top oynamak için çabalar. Zaten bir futbolcunun bunun dışında bir kariyer planı da olamaz. Hani "5 sene futbol oynar sonra cep telefonu dükkanı açar SSK'ya bağlarım kendimi, emekliliğe kadar takılırım işte orada" diyen bir futbolcu yoktur herhalde. Ama bazı futbolcular var ki kendimi bildim bileli neden varolduklarını anlamış değilim. Futbol hayatları boyunca rüzgar bunları nereye savurduysa oraya uçmuş, kendi çaplarında varolma savaşlarını vermiş ancak sonunda hep rüzgara uymak zorunda kalmış, her seneye farklı bir takımda, farklı umutlarla girmiş ancak kendileri ve takımları için hayal kırıklığından...

FM Sendromları 2

Oyunda herkesin başına gelmiştir şu olay: Büyük bir takımı yönetirken bir oyuncu izlettirip beğenirsiniz. Sonra transfer teklifi yaparsınız. Reddedilir. Ücreti artırırsınız, şansınız varsa pazarlık başlar. Biraz daha para isterler... Pazarlığın bittiği noktada bakarsınız ki adamın ederinin 2-3 katı fiyat çekmişler. Sonuç "withdraw transfer bid" ("teklifi iptal et")! Bir süre sonra mesajlarınızda oyuncunun başka bir takıma (daha küçük bir takım)a imza attığını görürsünüz, üstelik ederinin bile altında satılmıştır. Bu durumda yapılacak şeyler; terbiye sınırları dahilinde küfür etmek ve yeni oyuncu aramak; eğer oyuncu sizin için çok önemliyse, "add manager" yapıp, karlı bir alışverişle (burada "madem siz o fiyata vermediniz ben de size en kötü adamımı satarım bir de üstüne bunu 'exchange' yaparım" mantığı çok tatmin edicidir!) transferi noktalamaktır. *** Aslında gerçekte de böyle şeyler olmuyor değil. Sezon öncesinde büyük takımlarla adı ge...